Tuesday, 25 October 2011

Thursday, 13 October 2011

kalem alıştırması - x




bir yerde karşılaşırız

yüzün kızarır
ellerim kaktüse dokunur
"merhaba"
tanıma beni, unut

bir gün karşıma çıkacaksın
artık adını düşündüğümde
kelebekler uçmayı bırakacak
"merhaba"
tanışıyor muyduk? unuttum

bir vakitte, bir koridorda
gözlerini şaşkınlık kesecek
aşkımız bir savaştı
"hoşçakal"
tanıştırılmadık, unuttu

Sunday, 9 October 2011

adı suşila olan bir kadının şarkısı nasıl bu kadar güzel olabilir?


böyle havalarda balkonumuz olmadığı için üzülüyorum. binlerce yağmur yazısından biri bu da. binaların arasına gömülüp gri gökyüzünü görememek beni üzüyor. ıslanıp alacalı kurşuniye bürünmüş bu beton zemin.. bir kaç da ağaç ve sarmaşık var arkadaki binanın bahçesinden.. müziğe hafifçe karışan yağmur sesi, santur tınılarına karışıyor. siz de burada olsaydınız da gerçeği ironisiyle böylesine çarpıtan hayale tanık olsaydınız.

Friday, 16 September 2011

çocuk

kelebekler ölürken seni özlüyorum
aklımı kurcalıyorsun böyle zamanlarda
ilk aşkın acısı zormuş
                              ve unutulmayacak gibi
derler ki 'zaman her derde deva'
'kalbi olan insanlar delidir' bir önerme
bitiyor işte gün de gece
adını sordular dün, çocuk, dedim

16 eylül 2011 - 01:20

Friday, 9 September 2011

gözlerim

gözlerim hastalanıyor. ışıktan, güneşten yanıyor. o pencereden içime ışık sızdıkça kavruluyorum. içten içe.

gözlerimi karartıp sevesim geliyor. karanlık bomboş. bir yıldız parlasa milyonlarca ışık yılı uzaktan, canım yanıyor.

gözlerim kuru. içim tufan.