Friday, 3 June 2011

dakika 1, gol 1

bodoslama dalıyorum: kafam darmadağınık, bok gibiyim. birkaç gündür kafamın içini toparlamaya çalışıyorum. okul bitti, mezuniyet.. şimdi iş kaldı elimde bir tek. karın tokluğuna çalıştığım köleliğim.. abartmıyorum, gerçekten öyle. kafamı dağıtan da bu durumun canımı sıkmaya başlaması. anlatacağım..

yaptığımı iş dolayısıyla 7/24 ulaşılıyor olmamız gerekiyor. öyle diyor müdürüm. aradıklarında ulaşmaları gerekiyormuş. üstüne saat kaç olursa olsun o işi halletmem de gerekiyor. dahası nerede olursam olayım.. sınvalarımın bittiği gün ofise uğramam gerekti yarım saatliğine. müdürüm e. bey:

e. bey: artık bitti değil mi? sınavın yok başka?

heyecanla onayladım. zaten ofisten çıkıp sınıftan arkadaşıma gidip çekecektik biraz, kutlama.. ofisten çıkmadan e. bey tekrar etti:

e. bey: sizlerin 7/24 ulaşılabiliyor olmanız gerekiyor. ozan, bazen sana ulaşılmıyor. sınavlarınla ilgilidir belki. bilemiyorum..

ben: e sınavdayken açamıyorum e. bey. onun dışında ulaşılıyorum, dedim. ama 2 saat sonrasında beni pişman edeceğini elbette bilemezdim. kafam uçmuş iyiden, istanbul'un en iyi kafasındayım, öyle böyle değil.. yanımdakiler de bir muhabbet, enteresanlar. alışmaya çalışıyorum.. telefon çaldı. mutfağa gittim, sessizliğe..

e. bey: eve vardın mı ozan? kiosk işinde ne durumdayız?

ben: o işle o. ilgileniyordu, e. bey. benim bir bilgim yok.

e. bey: net bir sayıya ihtiyacım var. iptal edilmeden önce sen ilgilenmiyor muydun?

ben: tamam ama sınavlarım vardı. o. ilgileniyordu kiosk işiyle. ben bir çalışma yapmadım. o.'la konuşup döneyim size.

e. bey: hadi bakalım..

o.'u aradım. çok yoğun olduğunu ve bir çalışma yapmadığını söyledi. halbuki bir kaç kere arayıp detay sormuş, güncelleme yapmıştı. neyse.. e. bey'e geri döndüm:

ben: o. bir çalışma yapmamış e. bey. elimizde bir sayı yok yani.
e. bey: internete girebiliyor musun? ilan çıkman gerekiyor o zaman.
ben: dışardayım ben e. bey..

buradan sonra ve hatta olumsuz yanıtlarımda e. bey'in sesindeki hayalkırıklığı ve beklenti o kafada beni iyiden iyiye gerdi. 20 yıllık öğrencilik hayatımda hiçbir öğretmenimden bu kadar çekinmemiştim. sesim çatladı, yutkundum. bu telefon görüşmesinden sonra ağzıma sıçıldı tabi. ne kafamı toparlayabildim, ne de azıcık olsun rahatlamayı başardım. bunun garipliğini de gece ayılmaya başlarken farkettim =)

ertesi sabah işe 5-10 dakika kadar geciktim. erken gitmem gerekiyordu ama gidemedim. metrodan çıkıp ceylan hotel'in girişini ararken o. aradı.

o.: neredesin ozan? çocuklar gelmiş, maymun gibi ortalıkta dolanıyorlar. ne yapacaklarını bilmiyorlar. beni arıyorlar..
ben: metrodaydım çıktım şimdi. farkındayım. varmak üzereyim.
o.: ara çocukları, konuş..
ben: arıyorumm..

hayret doğrusu, bana emir mi veriyorsun? azarlıyor musun? neler oluyor.. :S

gün içinde de arayıp işin nasıl gittiğini sordu o.: bir aksilik var mıymış? çocuklar iyi çalışıyor muymuş? falanmış. filanmış.. şimdi, beni arayıp bunları soracak kişi o. mudur? benimle aynı işi yapan çalışma arkadaşım? e. bey mi aratıyor acaba? neden kendisi aramıyor ki? benim haberim olmadan o. terfi mi aldı? aralarında bir düzen kurdular da oturtmaya mı çalışıyorlar yani? efendim, böyle paranoyaklık yapmıyorum. e. bey ve o. eski arkadaşlar. birbirlerini işten önce de tanıyorlar, muhabbetleri var.

rahatsız olduğum nokta şu: iyi niyetim mi kullanılıyor? susuyor ve gülüyorum diye hiçbir şeyin farkında olmadığımı mı sanıyorlar yani? benim adım ozan kayra. salak değilim. mal değilim. gözümden de kolay kolay hiçbir şey kaçmaz. umursamam. susarım. karşımdaki sınırını şaşırırsa da haddini ve hududunu bildiririm.

sıra geldi özanaliz kısmına: sanırım okul kapanınca hırçınlık alanımı nereye koyacağımı şaşırdım. bunu işe adapte etmem gerekiyor =) çünkü okulda sakinliğimle olduğum kadar dişliliğimle de tanınırım. hatta hocalar arasında daha çok dişliliğimle tanınırım. işyerinde de ne kadar sakin olduğuma şaşırıyor insanlar. bunun kullanıldığını hissediyorum, rahatsızım.

sonuç olarak bugün e. bey'le konuşacağım. aynen böyle anlatacağım. olmadı patronla konuşacağım, a. bey'le. bakalım ne olacak. en kötü ihtimal kendimi kaybeder biraz sert konuşur, çantamı alıp çıkarım. bir kaç ay aç dolaşır, sonra daha iyi bir iş bulur çalışırım. ama böyle olmaz..

4 comments:

beenmaya said...

okul işine çok sevindik hele ki konuştuklarımızı düşününce :)))

diğer konuya gelince bir sorup soruşturmanı öneririm hani nedir ne değildir anlamında ve her ne karar vereceksen de öğrendikten sonra yapmanı nacizane...

F.kie said...

Okurken ben gerildim senin ne durumda olduğunu düşünemiyorum bile.

Ozan Kayra said...

mayacığım,
e. bey'le konuştum, halloldu. o. da stres altındaymış biraz ama o şekilde yaklaşması rahatsız ediciymiş tabi. süreç içerisinde oturacak tavırlar.. =)

f.kie,
çözülünce rahatladım ben, sen de rahatla.. =) teşekkür ederim ve de.. =)

Ozan Kayra said...

mayacığım,
e. bey'le konuştum, halloldu. o. da stres altındaymış biraz ama o şekilde yaklaşması rahatsız ediciymiş tabi. süreç içerisinde oturacak tavırlar.. =)

f.kie,
çözülünce rahatladım ben, sen de rahatla.. =) teşekkür ederim ve de.. =)